oh no
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
261. Bölüm Fozre Ailesi (5)
''Zend, odaların içini de teyit etmek için risk almam gerekiyor, girip bakayım mı? Hangi odada belgelerin tutulup tutulmadığını görebilirim bu şekilde sanırım.'' Era, kendisini hala o banyoda bekliyor olan Zend'e seslendi. Bir risk almadan önce ortağına danışmak istemişti, birbirlerine yardımlaşmazlarsa ortaklıklarının ne anlamı kalırdı sonuçta?
Zend elini çenesine götürdü ve Era'nın söylediklerini birkaç saniyeliğine, sessiz bir şekilde düşündü. Eğer kendisi, Zend gibi birinin başına ödül koymuş olsaydı ve bu ödülle ilgili bir dosyaya sahip olsaydı, bu dosyayı saklamak için ne yapabilirdi? Aklında iki seçenek belirmişti, böyle bir durumda ya bu belgeyi sıradan şeylerin arasında, kimsenin aklına gelmeyecek, göz önünde olan bir yere koyarak bulunmasını engellemeye çalışırdı ya da oluşturabildiği en güvenlikli odayı oluşturur, hiçbir şekilde içeriye kimsenin girememesini sağlamaya çalışarak, onu her açıdan korumaya alırdı. Bu odanın da dışarıdan, içeriye girilemeyecek bir oda olduğu rahatça anlaşılabilirdi. Bunları göz önünde bulundururken, Era'ya seslendi yavaş bir şekilde: ''Ortak, önce odalara girmek yerine tüm odaları dolaş ve her türlü kapıyı gör, eğer saklanması gereken çok değerli bir şey varsa, oldukça güvenlikli bir odanın içerisinde olma ihtimali yüksek. Bu odanın da güvenlikli olduğu, sanırım dışarıdan belli oluyordur. Yani önce kapıları gezerek, bu şekilde, içine girilemeyecek gibi görünen bir odanın olup olmadığına bak. Daha sonra, böyle bir odanın olmadığını görürsek de mecburen, odaları teker teker denemeye başlayacağız.''
Zend bir yandan Era ile konuşurken, bir yandan da Dustin'in enerjisinin açığa çıkıp çıkmadığına dikkat ediyordu sürekli olarak. Çünkü Dustin o odadan çıktığında, diğer, malikanedeki en yüksek seviyeli kişilerin de oradan çıkma ihtimali çok yüksekti. Zend basit bir mantık kurduğu zaman, buradaki en güçlü kişilerin Fozre Ailesi'nin liderinin yanında olduğunu düşünmüştü. Ancak şu anda dışarısı ile iletişimi kesmiş oldukları için, herhangi biri evde serbest ve sinsi bir şekilde dolaşan Era'yı fark edemezdi. Era elbette tekniğini aktifleştirmeden önce evde onu hissedebilecek birinin olup olmadığını kontrol etmişti, bu süreçte evde, Era ile iletişim halinde olabilecek, yani koridorlarda ya da büyüsüz odalarda olan kişilerin onu hissedebilecek kadar yüksek kademeli olmadığını görmüş ve evin içerisinde rahat bir şekilde dolaşabileceğini düşünmüştü. Şu anda da öyle oluyordu zaten, bunun değişme ihtimali asıl Zend'in endişe ettiği şeydi.
''İlk katta bir şey yok.'' diyerek Zend'e tekrar seslendi büyülü yaratık ortağı. ''Yani içerisinde birkaç değerli eşya olma ihtimali varmış gibi görünen bir kapıya rastlamadım, kontrol ettiğimde ise hiçbir kapıda, içeri girilmesini engellemesi için yapılmış yüksek seviyeli bir büyü yoktu. Bu kat içerisinde, içinde cidden değerli bir şey olan bir oda olduğunu sanmıyorum pek. İkinci kata bakıyorum hemen, sorun var mı?'' Zend ile bilgileri paylaşan Era, ikinci kata çıkacağını haber vererek ondan bir nevi onay almak istemişti. Çünkü şu anda Dustin'in ne zaman çıkabileceğini, Zend ondan daha iyi biliyordu.
Zend, ortağının tekrar kendisine danışmasıyla birlikte, önemli bir karar verme amaçlı, kısa bir süreyi düşünmek için ayırdı. İlk katta bir şeyin olmaması çok da kötü olmamıştı, çünkü ilk kat malikanenin en işlek yeriydi ve giren çıkan çok fazla oluyordu. Yukarılarda hareket etmek Zend için epey rahat olurdu, hem fazla rahatsız eden olmazdı Zend bir şeyleri ararken, hem de Zend'in odaları araştırırken dikkat etmesi gereken daha az kişi olurdu.
Ancak odanın ilk katta olmamasının bir kötü yanı da vardı. Era yukarı katlara çıkmak için ekstra zaman kaybedecekti ve malikanedeki yüksek seviyeli diğer kişileri bir yana bırak, sadece Dustin'in bile onu hissetmesi Zend'in başına bela açardı. Bu yüzden, şimdi hareket etmek gerekli mi, yoksa değil mi bilememişti genç adam... ''Bilemiyorum, Era. Eğer çıkarsan Dustin'in odadan çıkınca senin nerede olduğunu fark etme olasılığı var, ilk kattayken anlaşılır açıklamalar sunabilirdik ancak benim büyülü yaratık ortağım Fozre Ailesi'nin malikanesinin üst katlarında ne yaptığını sorarlarsa, söyleyecek pek fazla şeyim olmaz... Bir üst kattan, ani bir çağrıda aşağı inmen ne kadar sürer?''
''Üç saniye yeterli olacaktır. Evin planını ilk kattan gördüm, eğer üst katlarda yerleri değiştirmemişlerse gideceğim yerleri biliyor olacağım oradayken. Bu şekilde de merdivenlere yakın hareket ederim ve sen çağırınca, Rüzgardan Hızlı'yı kullanarak merdivenlere koşar, sonra da hemen aşağı inerim. Sonuçta alt katta yakalanmış olsam bile, sen beni kurtarmak için söyleyecek bir şeyleri bulursun, hehehe...'' Era hafifçe gülerek Zend ile konuşmaya devam etti.
Rüzgardan Hızlı, Era'nın Kutsal Seviye'de kazandığı tekniklerden bir tanesiydi. Onun muazzam bir hız seviyesine ulaşmasına olanak veriyordu, bu hız sayesinde Era geçmişte Zend'i yakalayabilmiş ve yenmeye çok yaklaşabilmişti. Bu tekniğin ona sağladığı hızın, Rügar Tanrısı'nın Nefesi'nin Zend'in şu an kullanabildiği kadarından daha fazla olduğunu görmüştü genç adam da... Era'nın Kutsal Seviye'de kazandığı diğer bir teknik de, biraz önce kullanmış olduğu, enerjisini ve görünüşünü adeta saydam hale getirmesine yarayan o teknikti. Gerçekten çok iyi bir teknik olduğunu kabul etmişti Zend birçok defa, eğer bu teknikler kendisinde olsaydı, dünyadaki pek çok kişiye istediği şeyi hiç zorlanmadan yaptırabilirdi. Tam bir suikastçi tekniğiydi zaten o da, Gri Engerek'te öyle bir tekniğin benzerinden olduğundan emindi Zend. Zaman ilerledikçe Gri Engerek'ten suikast sanatının temellerini öğrenmek isteyecekti, şimdilik yapması gereken şeyler vardı ancak Dört Büyük İmparatorluk Turnuvası bittikten sonra, Gri Engerek'ten, kendisine suikastçilik hakkında ders vermesini isteyecekti. Çünkü Zend'in, bir suikastçi olmaya da ihtiyacı vardı. Bu çok önemli ve değerli bir şeydi, birinin hayatına istediğin zaman son verebilmek kadar etkileyici bir şey olabilir miydi ki? Zend, bunun pek çok konuda kendisine yardımcı olacağının farkında çoktan varmıştı ve bu yüzden, ileride onu öğrenmeyi kafasına koymuştu. Hem iyi bir suikastçi olursa, Era ile tam olarak uyum sağlamış olacaklardı. Birlikte sağlayabildikleri uyum, kat kat artmış olacaktı.
''Hmm, öyle olsun o zaman.'' Zend kafasını salladı yavaşça. ''Eğer üç saniyede geri gelebileceksen, bir sorun olmaz. Birisi senin yukarıda olduğunu hissetmiş olsa bile onu yalanlayabiliriz, aman, sakın bir tuzağa falan yakalanayım deme, halimiz harap olur sonra, ona göre.'' Daha sonra da uyarırmışçasına konuştu.
''Tamam tamam, merak etme.'' diye konuştu Eralkavender, ardından da hızlı bir şekilde yukarıya doğru çıkmak için etrafını kontrol ederek, merdivenlere ilerledi. ''Hızlıca gidip bakacağım.''
''Tamam, ikinci katta da bulamazsan, direkt çık gel. Üçüncü katı kontrol etmek düpedüz aptallık olacaktır şu anda.'' diyerek ciddi bir şekilde planlarını düşünmeye devam etti Zend. 'Şu anda Dustin ile Vosu'nun konuşmalarını dinleyebiliyor olsam ne güzel olurdu...' Zend eğer o iki liderin konuşmalarını duyabiliyor olsaydı, bir sürü bilgiye sahip olması işten bile değildi. Onların konuştuğu konuların önemsiz olma ihtimali var mıydı ki? Elbette yoktu, özellikle bu kişiden biri Zend'in başındaki ödülde parmağı olma ihtimali çok yüksek olan biriyse... Diğeri de zaten Zend'in katil olduğunu düşünüyordu, yani konuştukları şeylerde Zend'in de geçmiş olması muhtemeldi. Ancak ne yazık ki, öylesine güçlü büyülerle korunan bir odanın içerisinden bilgi sızması, kesinlikle imkansızdı.
Ya da... Değil miydi?
Zend o odadan bir bilgi almayı başarabilir miydi ki? Zihninde yükselmeye başlayan, delice, ama mantıklı bir plan vardı genç adamın...
Zend, aklına aniden gelen çılgınca bir planla birlikte, sağ elini gözlerinin önünde açarak büyüsünün elinde belirişini izledi. ''Biraz aptalca olabilir, ama işe yararsa, gerçekten de delicesine büyük bir avantaj yakalamış olurum...'' diye mırıldandı tekrardan kendi kendine. Daha sonra da, enerjisini yavaşça yayarak, hemen yan tarafında kalan odalardan biri olan Dustin ve Vosu'nun bulundukları, koruma büyüleriyle kaplı odayı hissetti usul usul...
''Biraz riskli de tabii... Ama buna değer bence.'' diyerek, gözlerini yavaşça kapattı ve banyoyla olan bağlantısını kesti, bunu yaparken bir sorun yaşaması veya dikkatinin dağılması gerçekten hiç hoş olmazdı. ''Daha önce, ben o köpeklerle birlikteyken yanıma birden bir kafa düşmüştü ve o kafanın odada belirişini, hiçbir şekilde görmem mümkün olmamıştı. Yani ben, bu büyüyle yolladığım şeylerin, gittiği yerde bir anda ortaya çıkmasını sağlıyorum... Bunu yaptığımda o yerden bir şey eksilmiyor mu peki? Eksiliyor olmalı, yoksa ciddi bir sorun olurdu bu. Çünkü bir yere taşıyamayacağı kadar yük yüklemiş olurduk ve enerjinin kendi içinde patladığını görürdük. Yani, aslında oraya bir şey yolladığım zaman oradan da bir şey alıyorum... Bunu yaptığımın, o yerdeki kişiler tarafından fark edilmesinin de çok zor olacağını düşünüyorum, çünkü sadece küçük, varlığı ile yokluğunun belli olmayacağı bir şeyin yerini değiştireceğim. Eğer gerçekten de düşündüğüm gibiyse, oraya gittiği fark edilmeyecek bir şeyin yerini değiştirirsem, mesela havanın, o an o odada olan havayı bu odaya almış olurum. Yani sanki yanımda konuşmuş gibi olurlar, değil mi? O havanın içerisindeki sesler de buraya gelmiş olacak çünkü...'' diyerek, yüzüne bir gülümseme oturmuşken sakin bir şekilde beklemeye devam etti.
''O halde, bu havayı o odanın içindeki hava ile değiştireceğim!'' diyerek, elindeki büyü topunu banyonun içerisinde yolladı, Dustin ve Vosu'nun içinde oldukları odaya sonuna kadar odaklandıktan sonra.
''Evet, sana destek olacağımı söyledim ancak o gelecekte bir Kraliyet Askeri olmayı düşündüğünü söyledi. Onun doğru mu yoksa yalan mı söylediğini kestirmem mümkün olmuyor, gerçekten de kendi hislerini ve hareketlerini bastırmakta çok iyi biri. Ödüle müdahale etmeli miyim, etmemeli miyim bilmiyorum...'' Dustin'in sesi, bir anda banyonun içerisinde yankılandı. Zend bu sesin bir anda ortaya çıktığını gördüğü zaman istemsizce heyecanlanmıştı! Çünkü etrafta bir anda Dustin belirmiş gibiydi sanki, bildiğin onun yanında konuşmuştu! Daha sonra da, tanımadığı bir ses konuşmaya başladı Zend'in:
''Saçmalama, Dustin. O besbelli ki rol yapıyor, bir Kraliyet Askeri'ni öldürmüş olan biri neden Kraliyet Askeri olmaya çalışsın ki?! Heh, o yaşlıyı, eski bir numarayı unutma, yoksa onun sana yaptıklarını unuttun mu? O çocuk onun büyüttüğü bir çocuk! Şimdi de benim oğlumu öldürdü!'' Bir ses, ani bir şekilde Zend'in içinde olduğu odanın, yani banyonun içerisinde yükselmişti, Dustin'in sesinin hemen ardından.
Zend bu konuşmaları duyduğu gibi şok olmuştu tabii... Dustin ve Vosu, Zend'in ta kendisinden bahsediyorlardı! Ne yapacağını bilememişti birkaç saniye genç adam, konuşmanın kesilmesini gördüğü gibi, refleksle hemen bir büyü topu daha oluşturdu ve birazcık büyümesini bekledi.
Bu sırada, Zend'in içinden onu izlemeye devam eden Ranon, tatmin olmuş bir şekilde gülmüştü birkaç saniye boyunca. ''Demek böyle bir gücü bu kadar erken keşfettin, ha?'' diye sordu kendi kendine ve devam etti: ''Ama hesaba katmadığı şeyler var, bu genç ve heyecanlı olan gencin...''
''Heh, Zend, yerinde olsam bunu yapmazdım.'' Ranon'un kalın ve yaşlı sesi, Zend'in zihninin derinliklerinden yankılanarak yükselmişti bir anda... ''Eğer onların konuşmasının devamını dinliyebiliyor olsaydın, eminim onlardan birisinin o odada yankılanmaya devam etmesi gereken, söyledikleri şeylerden birkaçının bir anda ortadan kaybolduğunu fark ederek ötekini uyardığını, hatta muhtemelen çoktan odanın dışına doğru adım atmaya başladığını duyardın...''
Zend, Ranon'un söylediklerini duymasının hemen ardından, bir saniye bile beklemeden seslendi: ''Era, geri gel hemen!''
***
1625
Magnec