Zend tadını yi hatırlasana qoueni gördüğün anıdaki kadın git onla sende konuş güçlü kişilerle yakınlık kurmak lazım ??
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
209. Bölüm Ödül Artırıldı!
''Ne?'' Zend kitapta gördüğü yüz ile birlikte içine girdiği şaşkınlıktan Saga'nın dedikleriyle birlikte sıyrılarak, en azından biraz önce içinde olduğu şaşkınlık kadar büyük bir başkasının içine girdi. ''Ödül nasıl arttı? Ne kadar olmuş?'' diye Saga'ya ağzı açılmış bir şekilde baktı.
''Yeni ödül listesine göre beş yüz bin altın ödül var başında, yani zaten başında var olan beş yüz bin altının üzerine iki yüz bin altın daha eklenmiş. Üstelik sadece bu da değil,'' Saga elindeki kitapçığa bakarak Zend'i bilgilendirdi. ''Bir de on beşinci seviye büyülü yaratık öz suyu vereceklermiş.''
''Sebebi ne peki?'' diyerek Zend iyice meraklı bir şekilde elindeki kitabı bir kenara bırakıp Saga'nın yanına gitti ve kadının önünde açık olan sayfadaki, kendi yüzüne bir baktı. Bunu ne zaman çektiklerini bilmiyordu genç adam, belki de sadece ciddi anlamda yetenekli olan birinin yaptığı bir çizimdi. Çünkü Zend ile bire bir aynıymış gibi görünmemesini sağlayan birkaç eksiklik vardı ama Zend'in gerçek yüzü ile yan yana getirildiği zaman, bu manzarayla karşılaşan hemen hemen herkes hiçbir fark görememiş olurdu. Zend kendi yüzünü en iyi kendisi biliyordu ve oradaki birkaç parça eksikliği ve yanlışlığı doğal olarak rahatça fark edebiliyordu.
''Açıklama olarak, şöyle yazmışlar:'' dedi Saga ve elindeki kağıtta not şeklinde düşülmüş bir parça yazıyı okumaya başladı.
''Ödülün artırılmasının bir sebebi bu kişinin büyülü yaratık ortağının beklendiğinden daha nitelikli olmasıdır. Seviyesi hala belli olmasa da, henüz bir gün önce Kadim Kaplan adlı topluluğun birkaç üyesini birden saniyeler içinde öldürmeyi başarmıştır. Ek olarak başında ödül olan bu kişinin, Zend'in de kendi kılıcı olmadığı bilinen birkaç silahla birlikte ciddi anlamda güçlü olarak görülen savaşçıları yenebilmiş olması, onun, güçsüz olarak görülmemesi gerektiğinin de bir kanıtı olmuş oluyor. Daha önce küçük notlarda onun Kral Modu'na sahip olduğunu ve güçsüz olarak görülmemesi gerektiğini anlatmıştık, ama belli ki ödülü isteyen bazı insanlar bu uyarımızı dikkate almamış ve çoğunun sonu da dün gece, bu hayattan Zend'in kılıcıyla birlikte yolcu edilmek oldu. Ayrıca yeni aldığımız bilgilere göre Zend, Maızk Dranzl Liantem Simacengol'un, yani pek çoğunuzun tanıdığı ismiyle Gri Engerek'in, Pounz Krallığı'nın en güçlü ikinci kişisinin temsilcisi. Beyaz Taç'a üye olan bu kişiyi öldürmek pek çok kişi için zaten korkutucu ve zorluydu, bir de üstüne başında ödül olan Zend Gri Engerek'in temsilcisi olunca, bu riskleri göze alıp onu öldürecek kişilerin ciddi bir karşılık isteyeceğinin farkındayız. Tüm bu sebeplerden dolayı iki yüz bin altın daha ekliyoruz. Bir de daha cazip olması için, on beşinci seviye bir büyülü yaratık öz suyunu ekliyoruz.''
''Direkt olarak ödülü veren kişinin ağzından yazılmış bir not. Artık Pounz'daki en çok ödüle sahip yedinci kişi oldun, tebrikler. On beşinci seviye öz suyunu eklememişken bile...'' Saga okumayı bitirdikten sonra yanına gelmiş Zend'in gözlerine baktı. ''Şimdi gerçekten büyük bir sıkıntı olacak bu. Üstelik bir de siyah bir kapüşonla birlikte, yüzünü kapatan aynı renkli bir kumaş parçası taktığını ve dışarı böyle çıktığını da yazmışlar. Ah... Neyse ki Gri Engerek'in temsilcisisin. Bu, sana yapılacak saldırıların pek çoğunun önüne taş koyan bir etken. Gri Engerek yerine başka bir insanın temsilcisi olsaydın bu, insanlar için çok da caydırıcı olmazdı. Ama Gri Engerek istediği hemen herkesi öldürebilecek olmasıyla nam salmış biri ve dünya üzerindeki en büyük suikastçilerden biri olarak görülüyor. Yani onun korumasına sahipken sana saldırmayı göze alacak biri oldukça nadir bulunacaktır. Gri Engerek'in temsilcisi olmayı nasıl başardın bilmiyorum, ama bu senin için gerçekten çok iyi olmuş. Ancak sana saldıran kişinin kim olduğunu bilinmezse, Beyaz Taç da, Gri Engerek de hiçbir şey yapamaz. İnsanlar riskten sıyrılmak için artık kimliğini gizleyip saldırmaya başlayabilir, nitekim bu senin için oldukça sıkıntı. Sana görünüşünü gizleyerek saldıran birisi olursa ilk olarak yapacağın şey onun yüzünü açığa çıkarmak olsun. Böylece onu yenemeyecek olsan bile geri çekilmesini sağlayabilirsin.'' Saga Zend'in omzuna koydu elini. ''Ayrıca Zend, artık ciddi anlamda tehlikeli bir hayattasın. On beşinci seviye bir büyülü yaratığın öz suyuyla birlikte beş yüz bin altın, pek çok kişinin dikkatini direkt olarak üstüne çekmeye yetecektir. Üstelik tek başına neden gidip de birileriyle savaştın ki?'' Saga, azarlarmışçasına kaşlarını çatarak konuşmaya başladı birden. ''Ödülünün artırılma ihtimalini düşünememiş miydin? Bu en basit kuraldır, eğer başında bir ödül varsa sana saldıran kişilerden kaçarsın ki, onları yenersen eğer başındaki ödülün artırılma ihtimali çok yükselmesin. Eh... Sana saldırmaları bir yana, onlara karşılık verip; üstelik bir de onlardan birkaçının ölmesini sağlamak çok acemice bir hareket olmuş. Mantıklı düşünemiyor muydun sen?''
Zend Saga'nın söyledikleriyle birlikte ancak başını hafifçe eğerek mahcupluğunu belli edebildi. Kendisine saldırıldığına bunu düşünememişti, şimdi mantıklı bir şekilde düşündüğünde gerçekten de hiç tepki vermeyip kaçmasının çok daha doğru olacağını anlamıştı. Ama ne yazık ki bunu o an aklına getirememişti ve hızlı davranıp, birkaç kişiyi kendisi öldürmüş, birkaç kişiyi de ortağının öldürmesine yol açmıştı. Bu yüzden de başına konulan ödülün iyice artmasını sağlamıştı ve artık, çok daha büyük bir tehlikenin içerisindeydi... Aklından Era'ya seslendi: ''Era, neden bana bu gibi tehlikelerden bahsetmedin? Bana üstün, tecrübeli bir büyülü yaratık olduğunu söyleyip gücünle hava atmayı biliyorsun, bunu düşünemedin mi?'' Genelde tehlikelerden ve her türlü olası ihtimallerden Zend'e bahseden kişi, son zamanlarda Eralkavender olmuştu. Daha öncesinde Ranon idi bu isim, ama artık Ranon Zend'in yaşadığı şeylere pek de müdahale etmiyordu. Bunun sebebi olarak da Zend'in artık büyümüş olduğunu söylüyordu.
''Ben o kadar da tecrübeli bir büyülü yaratık değilim,'' Era iki dikey çizgi şeklindeki göz bebeklerini Zend'e çevirdi. ''zaten yüz elli yaşına bile basmadım, yüz yıldır da yalnız başıma Büyülü Yaratık Sıradağları'nda gezip duruyorum. Ne bileyim senin başındaki ödülün artacağını, öyle üç beş tane zayıfı öldürdüğümüz için bizi nasıl güçlü görebilirler ki? Bir teknik bile aktifleştirmemiştim. Hem benden çok senin bilmen gerekiyordu, Chibui'ye bir krallıktan gelen ben değildim sonuçta. Krallığının kurallarını bilmek senin sorumluluğunda olmalıydı!'' Era'nın sitemli konuşmaları Zend'in beyninde çınlıyordu.
''Tamam, ben Pounz Krallığı'ndan gelmiştim Chibui'ye, ama henüz küçücüktüm! Başında ödülü olan birinin nasıl hareket etmesi gerektiğini araştıracak kadar büyümemiştim, benim sorumluluğumda olması gibi bir ihtimal yok!'' Zend de aynı hiddetle cevap verdi. Era'nın ise cevap vermeyip kafasını başka bir yere çevirdiğini görünce, pes ederek Saga'ya baktı.
''Saga, o herifleri güçlü kişiler olarak görmediğim için ortağımla birlikte onları öldürdük. Eğer güçlü biriyle karşılaşsaydım, emin ol oradan uzaklaşmayı tercih ederdim.'' Zend bu şekilde konuşuyordu ama, güçlü biriyle karşılaşmış olsaydı muhtemelen uzaklaşmak yerine savaşmayı seçerdi. Yine de bunu Saga'nın bilmesine gerek yoktu... ''Şansım o gün yeterince kötü gitti zaten, birazcık öfkeme yenilmiş de olabilirim. Benim hatam.''
''Tabii ki güçsüz olarak geleceklerdir, çünkü ortağınla birlikte siz fazlasıyla güçlüsünüz. Kutsal Seviye bir büyülü yaratığın gücü ne kadardır haberin var, değil mi?'' Saga'nın gözleri soru sorarcasına Zend'e odaklanmaya devam ediyordu.
''Evet, kılıcımı Kutsal Seviye bir Zehirli Güneş Akrebi'nden yapmıştım sonuçta.'' Zend hınzırca gülerek cevap verdi.
''Kılıcını Kutsal Seviye bir Zehirli Güneş Akrebi'ni kullanarak mı yaptın?'' Saga, Zend'in sahip olduğu şeylere şaşırmayı artık bırakmış sayılırdı. Zaten genç adam, küçücükken bile fazlasıyla etkili bir şekilde etrafına gelecekte güçlü bir savaşı olacağını istemsizce bağırıyordu ve onu küçükken bolca gören Saga, ileride Zend'in böyle bir savaşçı olacağına fazlasıyla ikna olmuştu. Yine de bir süreliğine şaşkın bir şekilde beklemekten kaçınamamıştı. Ardından konuşmaya devam etti: ''Neyse, sonuçta sen de ortağın da fazlasıyla güçlüsünüz ve sana saldıran kişileri güçsüz bulman bu yüzden yersiz değil. Ancak o savaşçılar eminim zayıf değildi, Pounz Krallığı çapında güçlü kişiler olarak görülmeleri neredeyse kesin. Heh...'' Saga bir nefes verdi ve ardından sessizce iç çekti. ''Neyse artık, yapacak bir şey yok. Katlanacağız, buna göre hareket edeceğiz ve ödülü de hızlıca bir şekilde kaldırmaya çalışacağız. Başkan hala gelmedi, o geldiği zaman durumumuz iyice netleşecek. Bu geceye doğru gelecek olması lazım, biraz bekleyelim.'' dedi genç kadın ve kararmaya başlamış havaya doğru baktı. Zend bugün sabahtan akşama kadar kütüphanede olduğu için, hava aydınlıkken girdiği yerden hava kararmaya başlamışken çıkmıştı. ''Ama bir yere çıkmamaya dikkat et. Beyaz Taç'ın içinden ayrılma, zira on beşinci seviye bir büyülü yaratığın öz suyunun değeri yüz bin altına kadar çıkabilir. Bu da başındaki toplam altının, altı yüz bine kadar dayandığını gösteriyor. Bu yüzden seni avlamaya gelecek, kimliği gizli birçok savaşçı ve büyücünün olabileceğini gösteriyor. Dikkatli olman artık zorunlu. Altı yüz bin altına pek çok kişi sahip olmuyor sonuçta.''
''Tamam o halde.'' Zend başını eğerek itaatkar bir şekilde cevap verdi Saga'ya. Burada yapacağı pek bir şey de yoktu, çünkü Saga'nın söylediği her şey haklılık payı taşıyordu.
''Selam gençler!'' Saga tam Zend'e laf anlatırken, Beyaz Taç'ın geniş kapısı hızlı bir şekilde açıldı ve Zend'in, uzun zamandır görmediği bir başka yüz içeri girdi.
Saga kapının açılmasıyla birlikte oraya dönmüştü ve Karkan'ı görünce, yüksek bir sesle neşeli bir şekilde konuştu: ''Başkan!''
''Ne yaptınız?'' Karkan Zend'i fark etmiş olacaktı ki, hemen genç adamın yanına yaklaşıp ona bir bakış attı. ''Zend, kocaman olmuşsun! Büyüyeceğini elbette biliyordum ama bu kadar da değişeceğini tahmin edememiştim...'' dedi ve karşısındaki genç adama sarıldı. ''Heh, yüzüne bir bak, aranıyor posterindeki sakallar boşa değilmiş.'' diyerek güldü ve geri çekildi.
''Başkan, nasılsın?'' Zend de Karkan'ı gördüğü için mutlu bir şekilde konuştuktan sonra, onun yüzünü bir inceledi. Karkan hiç değişmemişti aslında, hala Zend'in onu son gördüğü zamandaki gibi görünüyordu.
Aynı zamanda Saga hiç beklemeden sordu: ''Başkan, Zend'in başındaki ödülü kimin koyduğunu öğrenebildin mi? Buna cesaret eden kişi kimmiş, hangi ailedenmiş?''
''İyiyim,'' Zend'e bakan Karkan, Saga'nın konuşmasının ardından Zend'in Saga'dan önce sorduğu soruyu cevapladı ve daha sonra da yüzündeki gülümsemeyi birazcık azaltarak devam ederek, Saga'nın sorusunu da cevapladı.. ''başına ödülü koyanın kim olduğunu bilseydim daha iyi olacaktım tabii.''
Zend gerçekten hayal kırıklığına uğramak üzereydi. Çünkü Karkan'ın, Beyaz Taç'ın Pounz Krallığı'ndaki liderinin gidip de bu ödülün arkasındaki kişinin kim olduğunu öğrenebilmesi gerektiğini düşünüyordu; ama onun bunu başaramadığını öğrenmişti şu anda. O öğrenemezse kim öğrenecekti ki? Zend'in bizzat gidip bir şekilde bu kişiyi öğrenmeye çalışmaktan başka bir çaresi kalmamış oluyordu, eğer Karkan da öğrenemediyse. Sonuçta bu şekilde sonsuza kadar yaşayacak değildi genç adam, başına ödül koyan kişiyi ne yapıp edip bulacak, ödülü kaldırmasını sağlayacaktı. Bunu onun adına başka biri de yapabilirdi tabii, reddetmezdi. ''Nasıl yani? Beyaz Taç'ın isteğini reddedebiliyorlar mı?'' diye sordu Karkan'a.
''Gerçekten, bu ödülün arkasında normal birinin olmadığı garanti. Eğer böyle olsaydı Beyaz Taç'tan bir bilgi saklamaya çalışmazlardı, sonuçta Beyaz Taç ve Güneş Ailesi, Pounz'da kimsenin karşısına almaya cesaret edebileceği topluluklar değil. Kaldı ki Beyaz Taç, bu ödül sistemini kullanmadan da öldürülmesinin gerekli olduğunu düşündüğü kişileri bir şekilde öldürebilir. O kadar görev saçıyoruz buralarda, boşa değil bunlar.'' Karkan şu anda Zend'in değişiminden ve Chibui'de yaşadığı şeylerden çok başına konulmuş olan ödüle ve gencin hayatının devamlılığına önem veriyor olacaktı ki, Zend'in geçmişte yaşadığı bir şeylerle ya da ne kadar geliştiğiyle ilgili hiçbir şey sormamış, direkt olarak ödül meselesinden konuşmaya başlamıştı. ''Neyse ki sorun yok. Gri Engerek'in temsilcisini öldürmeye çalışacak kişi, ya kendine aşırı güveniyordur ya da tam bir aptaldır. Bu yüzden ciddi bir tehlikemiz yok ama kendini feda edip parayı başkası için kazanacak olan, hayatından vazgeçmiş kişilere karşı da dikkatli olmamız gerekecek. Önünde sonunda bu ödülün kaldırılmasını sağlayacağız biz, için rahat olsun Zend. Şimdi gidip Tarini ile konuşacağım, onun bizzat gidip Güneş Ailesi'nin adına da bu ödülün kaldırılmasını istemesini bekleyeceğiz, Beyaz Taç'ın Pounz'daki en güçlü kişisi olarak, onun isteklerine karşı gelememeliler.'' Karkan, karşısındaki siyah saçlara ve gözlere sahip olan savaşçıya güven vermeye çalışırmışçasına konuşarak, onun sırtını birkaç kere hafifçe sıvazladı. Kendi topluluğuna ait olan birinin öldürülmesine izin veremezdi elbette, buna cesaret edenin kim olduğunu tahmin edemiyordu ama sonunda açığa çıkacaktı bu kişi. Açığa çıktığındaysa... Üstelik Zend'e bir zarar gelmişse...
İşte o zaman, tehlikeye girdiğini hissedecek olan kişi Zend olmayacaktı!
***
1828
Magnec